Öğretmenlerin Farkındalık Geliştirmesine Yardımcı Olan 7 Yol

  Patricia A. Jennings, öğretmenlerin duygu, düşünce ve çevrelerine yönelik neden an be an farkındalık geliştirmeleri gerektiğini açıklıyor.

   40 yılın üzerinde deneyimi olan bir eğitimci ve araştırmacı olarak öğretmenlerin, çocukların hayatlarında olumlu yönde bir değişim yaratmak için kendini adamış ve oldukça özverili olduklarını öğrenmiştim. Fakat çoğu öğretmen, bugünün sosyal ve duygusal taleplerini karşılama noktasında yeterince hazırlıklı değil. Stresli koşullar –öğrencilerin geleceği için belirleyici olan sınavlar ya da ciddi psikolojik problemleri olan öğrenciler - öğretmenlerin kendilerini cesareti kırılmış, tükenmiş hissetmelerine yol açabilir ve onları vazgeçmeye hazır bir konuma sürükleyebilir.

            Birçok öğretmen eğitimi programı, öğretme sürecinin sosyal, duygusal ve bilişsel ihtiyaçlarını göz ardı ederek içerik ve pedagojiye odaklanır. Neyse ki, farkındalık becerilerini öğrenmek ve geliştirmek- bir kişinin yaşadığı deneyim ile ilgili peşin hüküm vermeyen bir farkındalık becerisi- sakin, mutlu, rahat ve çocukların öğrenmesi için canlı hale getirilmiş bir sınıf ortamını teşvik eder. Farkındalık, öğretmenlerin sınıf ortamındaki çatışmaları azaltma konusunda daha efektif olmalarını sağlar. Ayrıca, öğretmenlerin mesleki memnuniyetlerini artırarak sınıf içinde pozitif ilişkiler geliştirmelerini de sağlar.

            Peki, farkındalık bunu nasıl gerçekleştirir? İç ve dış tecrübelerimizin farkında olmak için zihnimizi bilinçli bir şekilde eğiterek ve duygularımızı nasıl yöneteceğimizi öğrenerek.

            Yeni kitabımda, Mindfulness for Teacher - Öğretmenler için Farkındalık, öğretmenlerin genel anlamda sınıf içinde farkındalık hissinden yararlanmak istedikleri noktada veya farkındalığı yüksek bir birey haline gelmek için sınıfta kullanabilecekleri birkaç farkındalık pratiğini- nefes alıp verme, ileri derecede farkındalık, sevecenlik ve diğerleri de dâhil olmak üzere- ana hatlarıyla özetledim. Bu pratikler öğretmenlerin, öğrencilerinin sınıf içindeki ihtiyaçlarına ve öğrenme ortamlarına daha çok dikkat vermelerini sağlar ve farkındalık sahibi bir kimliğe bürünmelerine yardımcı olur.

Daha iyi öğretmenler olmamıza yardımcı olacak farkındalığı geliştirme yollarından bazıları şöyle açıklanabilir.

1. Farkındalık, öğretmenlerin kendi duygularını daha iyi anlamalarına yardımcı olur.

           Ders verdiğim zamanlarda; zihnimi, mevcut anı önemsemeyerek, ne yapmam ve nasıl yapmam gerektiğine dair odaklanırken bulurum. Durumların gerçekte nasıl olduğunu kabul etmek ve durumları fark etmekten ziyade, onların nasıl olması gerektiğine dair düşüncelerim olur.

            Bu durum, algımı etkileyerek ve risklere karşı beni daha hassas kılarak hem sıkıntıya düşmeme hem de duygusal olarak değişken bir ruh haline girmeme yol açabilir. Bir öğrencimin rahatsız edici bir davranışını, aslında kendini denetleme noktasında yardıma ihtiyacı olan normal bir davranışını, kasıtlı bir biçimde dersime yapılan bir müdahale olarak algılayabilirim.Bu davranışı kişisel olarak alırsam, kendimi kaybedebilir ve olayları daha kötüye götürecek şeyler söyleyebilirim.

            Farkındalığı hayata geçirmek, istemsiz olarak reaksiyon vermek yerine istediğimiz biçimde yanıt vermemizi sağlayarak, duygusal davranışlarımızı tanımaya ve ileriye yönelik nasıl davranacağımıza dair davranışlarımızı düzenlemeye yardımcı olur. Aynı zamanda, okuldaki pozitif anların tadını çıkarmayı da sağlar, örneğin, öğrencimizle doğru bir iletişim kurduğumuzda bunu yaşarız.

2. Farkındalık, öğrenciler ile daha etkili bir iletişim kurmamıza yardımcı olur.

            Öğretmenliğimin ilk yılında, derslerime öğrencilerimin dikkatini çekmeyi nasıl sağlayabileceğim, yönlendirmelerime nasıl karşılık alabileceğim ve uygun biçimde davranmalarını nasıl sağlayabileceğim konusunda hiçbir fikrim yoktu. Öğrencilerime karşı nazik olursam; beni severler, memnun etmek isterler ve onlardan ne istersem yaparlar diye düşündüm. Ancak, tamamen yanıldım. Öğrencilerim düşündüğüm biçimde karşılık vermediler ya da davranmadılar ve günden güne yaşadığım hüsran beni onlara karşı sabırsız ve onları paylamaya hazır bir noktaya götürdü.

            Bir gün, bir danışman benim eğitmenliğimi gözlemlemeye geldi ve bana çok önemli bir geri bildirimde bulundu: Öğrencilere yönelik her talimatımın sonunda “tamam mı?” diyerek öğrencilerime aslında ne sorarsam sorayım, sorduklarımın zorunlu olmadığı mesajını verdiğimi söyledi. Böyle bir durumda ise öğrencilerimin bu kadar tepkisiz kalması şaşılacak bir şey değildi. Bu geri bildirimden sonra, bu kötü alışkanlığı kırmak için kendimi gözlemlemeye başladım. Bu gözlemleme süreci, kişisel farkındalığımın öğretmenliğime getirdiği başarıyı görmemi sağladı.

3. Farkındalık zor bulduğumuz öğrencileri idare etmemize yardımcı olur.

            Tüm öğretmenlerin, sınıfta uygunsuz davranan belirli öğrenciler ile problemleri vardır. Bilinçli farkındalık, bir çocuğu uygunsuz davranmaya iten şeyin ne olduğu ile ilgilenmemize yardımcı olur.

            Öğrenciler bazen uygunsuz davranabilirler çünkü yaşadıkları çevre, onların gelişim evreleri için uygun olmayabilir- örneğin, ana-okul öğrencilerinin, bir yetişkinin saatlerce süren konuşmasını sessizce oturarak dinlemesini bekleyemeyiz. Travma yaşayan çocuklar teyakkuz halinde olma eğilimindedirler- bu da bilişsel kaynakları tüketir-ve diğer öğrencilere göre daha yavaş öğrenirler ya da çevrelerindeki değişimlere karşı oldukça hassas olurlar.

            Ön yargısız farkındalık, farkındalığın önemli bir tarafıdır- yaşananları o anda olduğu gibi kabul etmeyi kapsar. Bilinçli farkındalığı hayata geçirdiğimizde, yargılamamanın ne kadar zor olduğunu fark ederiz. Fakat yargılama sürecine katıldığımızı gözlemlediğimizde,  bu sürecin daha çok farkında oluruz, zihnimiz onu çözmeye başlar ve sonunda da hüküm verme eğilimimiz azalır.

            Yargılama, sıklıkla suçluluk ve mahcubiyet hislerine yol açar. Bazen öğretmenler öğrencilerini sert bir biçimde yargılar ve onları idare etme biçimi olarak bilinçli olmadan suçluluk ve mahcubiyeti kullanır – muhtemelen bu yöntemleri çocukken kendi ailelerinden öğrenmişlerdir. Fakat bu yaklaşımın geçerli olmadığına yönelik çokça kanıt mevcuttur. Bu yöntem, öğrencileri uslu durma konusunda teşvik etmek yerine; güvensizlik, dargınlık ve misilleme gibi olumsuz sonuçlara götürür.

            Öğrencilere karşı duygusal tepkilerimizin farkına varmak, neden öyle davrandıklarını anlamamıza yardımcı olur. Eğer kızgın hissediyorsak, bu davranış dikkat çekmeye çalışan bir nitelik taşır. Eğer korkmuş hissediyorsak, bu güç elde etme amacı taşır. İncinmiş hissediyorsak, bu davranış öç için bir girişimdir ya da cesareti kırılmış hissediyorsak öğrencinin vazgeçmesi olasıdır. Bu hisler bize, öğrencilerin gerçek problemlerine daha uygun bir cevap vermemize yardımcı olur ve negatif bir değerlendirmeden, daha anlayışlı ve merhametli bir değerlendirmeye geçiş yapmamıza yardımcı olur.

4. Farkındalık, olumlu bir öğrenme ortamı oluşturmamıza yardımcı olur.

            Birçok öğretmen arasında öğrencilerin davranışlarını kontrol edebileceğimiz ya da etmek zorunda olduğumuz konusunda yanlış bir kanı mevcuttur. Bu, bizi kontrol etme girişimlerimizin geri teptiği bir güç mücadelesinin içine sokar.

            Kendimizi kontrol etmeyi öğrenerek, etkili öğrenme ortamı yaratmak ve sürdürmek çok daha iyidir. Nasıl iletişim kuracağımızı, nasıl davranacağımızı ve evrende bedenimizi nerede konumlandıracağımızı kontrol edebiliriz. Beklentilerimizi ve sınırlarımızı oluşturabilir ve güçlendirebiliriz. Ayrıca, öğrenmeyi desteklemesi için sınıfın fiziksel ortamını kontrol edebiliriz.

            Tanıdığım bir ana-okul öğretmeni, tekrarlanan hatırlatmalardan sonra bile sınıf içinde öğrencilerinin koşuşturmasını durdurmayı başaramamış ve büyük bir hayal kırıklığı yaşamış. Fakat sınıfta mobilyaların belirgin bir ‘pist’ yaratmak için düzenlenmiş olduğunu fark ettiğinde ve çocukların açık alanlarda koşma eğiliminde olduklarını anımsadığında, ne yapılması gerektiğini görmüştür: Bu pisti engellemek için mobilyaları hareket ettirmek ve çocukların koşmasını durdurmayı sağlamak.

            Sınıfınızda ve öğrencilerinizle ilgili ne olduğunu bilmek hem sosyal-duygusal dinamikleri ve hem de öğrenmeyi teşvik eden fiziksel ortamı titizlikle düzenlemeniz için oldukça önemlidir.  Bilinçli farkındalığı hayata geçirmek, mevcut ana önem vermenizi ve sınıfınızda gerçekte neler olduğunu görmenizi ve gördüğünüz problemlere dair daha iyi sonuçlar çıkarmanızı sağlar.

5. Farkındalık, öğrencilerimiz ile ilişkilerimizi güçlendirmemizi sağlar.

            Etkili sınıf yönetimi üzerine yapılan araştırmalar öğretmen-öğrenci ilişkisinin önemine işaret ediyor. Birtakım kurallar ve sınırlar içeren sınıf yönetim sistemleri oluşturabiliriz, fakat eğer öğrencilerimiz bize güvenmiyor veya bize saygı duymuyorsa ya da bizim onlara saygı duyduğumuzu düşünmüyorlarsa, bazı zorluklar yaşayabiliriz.

            Sınıf içindeki kısa bir zaman diliminde bile her öğrencinize tam anlamıyla dikkatinizi vermek ona şu mesajı verir: “Seni anlıyorum.” Öğrencilerimizle bağ kurarak, onlara birey olarak değer verdiğimizi anlatırız.

            Okulun hedefi öğrenim olduğu için, akademik başarıya önem verdiğimiz mesajını doğal olarak iletme eğiliminde oluruz. Ancak, öğrencilerimiz bunun dışında bir tutum sergilediğinde bunun farkında olmalıyız- örneğin; yardımseverlik, sıcakkanlılık, yaratıcılık, problem ve anlaşmazlığı çözme ve bu parametlere değer verdiğimizi anlatmalıyız. Öğrenciler, öğretmenleri onların gerçekten farkına vardığında ve anladığında, gerçek bir bağ kurmuş hissederler.

6. Farkındalık, gerektiğinde ağırdan almamıza yardımcı olur.

            Yeni öğretmenler olarak bazen ders planlarımızı tamamlamayla ilgilenebilir ve de farkında olmadan acele edebiliriz. Bir farkındalık anı yaratabilmek için yavaşlamak ve bilerek durmak nasıl hissettiğimiz, sınıf içinde neler olduğu ve o belirli zaman içinde öğrencilerin neye ihtiyaç duyduğu ile ilgili sorular sormamız için zaman verecektir.

            Öğrencilerin bilgiyi kavrama hızı değişiklik gösterir. Bazıları işitsel bilgiyi daha çabuk kavrarken, bazı öğrenciler de görsel ve duyusal iletim aracılığıyla bilgiyi daha hızlı kavrarlar. Yetişkinler çoğunlukla bunu unuturlar ama genç çocuklar, kendilerinden büyüklere göre bilgiyi kavramak için daha fazla zamana gereksinim duyarlar. Yaşları ne olursa olsun öğrenciler kendilerine ek bir zaman verildiğinde, bilgiyi daha iyi kavrar ve böylece bilinçli olarak ders esnasında verilen bir ‘ara’ öğrenme sürecini destekler.

            Öğretmenler, öğrencilere bir soru sorduktan sonra öğrencinin cevaplar üzerine enine boyuna düşünmesine dair bir şans tanımayıp, çoğunlukla beklemeyi unuturlar veya öğrencinin duraksamasını veya tereddütlerini fark etmeden onu yarıda kesebilirler. Beklemek, hem ders boyunca oldukça faydalıdır (bilgiyi içselleştirmek için öğrencilere zaman vermek ve onların düşüncelerini pekiştirmek)  hem de çalışma dönemleri için oldukça faydalıdır (öğrencilere bir şeyleri çözmede kesintisiz bir zaman vermek). Aynı zamanda sınıf ortamına renk katarak, merak ve umut gibi duyguları ortaya çıkarır.

            Eğer kaygılı olduğumuzdan acele ediyorsak, öğrenmeyi derinleştirecek bu fırsatları kaçırıyoruz demektir. Farkındalık bize beklemeyi, sabırlı olmayı öğretir ve ‘ara’ları doğru bir şekilde zamanlamayı sağlar.

7.  Farkındalık topluluk inşasına yardımcıdır.

            Öğrenciler, bir topluluğa ait olma ve katkıda bulunma gibi temel bir ihtiyaca sahiptir. Duyarlı ve olumlu toplumsal davranışları model edinerek, öğrencilerinizi dikkatli bir şekilde dinleyerek ve onu önemsediğinizi hissettirmeyi alışkanlık haline getirerek, toplumsal bilinci geliştirebiliriz.

            Öğrencilere bir başkasına yardım edeceği veya bir başkasıyla işbirliği içinde olacağı fırsatlar sağlayabiliriz - her öğrencinin sonuca yönelik katkı sağladığı ve spesifik bir görevinin olduğu bir grup çalışması gibi. Ortak çalışmaya dayalı öğrenme; diğer insanların bakış açılarını anlama yetisi kazandırarak ve empati geliştirerek birbirine yardım etme, başkalarının deneyimleri ve ihtiyaçları üzerine düşünme fırsatı verir.

            Öğrenciler arasında bir topluluk oluşturabilmenin diğer bir yolu; birlikte çalışan öğrencilerin bir şekilde öğrendiklerini geri aktararak çalıştıkları ortak hizmet projeleriyle gerçekleşebilir. Farklı öğrencilerin güçlü ve zayıf yanlarını dikkate almak, öğretmenlere şu konularda yardımcı olur: müşterek çalışma fırsatları, öğrencilerin öğrenme süreçlerine katkı sunmak ve olumlu bir sınıf iklimi yaratmak.

Farkındalık, öğretmenlerin olabileceklerinin en iyisi olmalarını ve öğrencilerinin sahip olduğu yetenekleri keşfetmelerine yardımcı olur. Sınıf içinde anlayışlı bir yaklaşım sergilemek ve doğru zamanda müdahale etme becerisi, öğrenmeyi herkes için zevkli hale getirir.

Uygulama: Odaklanma

  • Dersten önce bir dakikanızı odaklanmaya ayırın
  • Ayaklarınız omuz genişliğinde açık olacak biçimde ayakta durun, dizlerinizi rahat bırakın ve kilitlemeyin.
  • Karın boşluğunuza, göbeğinizin 5 cm alt kısmına denk gelecek ve vücudunuzun içine doğru 2 cm olacak şekilde, dikkatinizi verin.
  • Birkaç dakika bu noktaya odaklanın ve dünya ile bedeninizi bağlayan yerçekimini hissedin.

Uygulama: Zor duygularla çalışma

  • Sizi zorlayan bir öğrencinizi düşünün.
  • Onunla öğretmekte zorlandığınız en son anı anımsayın.
  • Hafızanız hangi duyguları ortaya çıkarıyor? Kızgın mı hissediyorsunuz? Hayal kırıklığına uğramış mı?
  • Vücudunuz nasıl hissediyor? Örneğin; omuzlarınız gergin mi ya da karnınız sıkışıyor mu?
  • Duygularınızı sonlandırmak ya da değiştirmekle uğraşmayın. Sadece onlarla kalın.
  • Bu hislerden doğan düşünceleri dinleyin.
  • Bu pratik faydalıdır çünkü duygularınızın nasıl çalıştığını anlamanızı sağlayacaktır. Bu, bilinçsizce yapılan bir uygunsuz davranış yerine, bilinçli bir şekilde karşılık vermenizi sağlayacaktır.
  • Bu, tepkilerinizi bir günlüğe kaydetmenizi sağlayacaktır.

Uygulama: Zaman verin

  • Öğrencilerinize şunu açıklayın: “Bir soruyu cevaplamadan önce düşünmek için zaman tanındığında, çocukların daha iyi öğrendiğini ve öğretmenlerin daha iyi öğrettiğini biliyoruz. Bir soru sorduktan sonra, birinin cevaplamasını rica etmeden önce, 3 saniye bekleyeceğim. Bu, soruyu nasıl cevaplamak istediğiniz hakkında düşünmeniz için size zaman verecektir.Aynı zamanda bana da cevaplamadan önce zaman sağlayacaktır."
  • Beklediğiniz her 3 saniyelik zaman dilimi için bilinçli bir biçimde derin ve güzel bir nefes alın.
  • Eğer ayakta iseniz, zemin üzerindeki ağırlığınızı fark edin.
  • Tüm sınıfı anlayabilmek için farkındalığınızın artmasına izin verin.
  • Sınıfa göz atın, ellerini kaldırmış olan öğrencileri fark edin ve son zamanlarda soru sormadığınız öğrencinizi seçin.
  • Öğrenciler cevap verirken, onları dikkatli biçimde dinleyin ve düşünmek için zaman harcayın.

Kaynak:

http://greatergood.berkeley.edu/article/item/seven_ways_mindfulness_can_help_teachers


Adnan Saygun Caddesi , Vişne Çıkmazı Sokak, Gündeş Sitesi Pelin Apt. B Blok, No:7 D:7 Kat:3, Ulus / Beşiktaş / İSTANBUL
+90 212 257 04 05   |   +90 543 224 57 25   |   iz@izlearningcenter.com