Öğrenci Başarısı Mutluluğu Kapsamalı mı?

Eğer öğrencilerimizin başarılı birer yetişkin olmalarını istiyorsak; araştırmalar, okulların, öğrencilerin akademik başarısından ziyade mutluluklarına daha çok odaklanmalarını öneriyor.

            Bugün, öğrencinin başarısı bir iş sahibi olma ile tanımlanıyor. Amerikan Ortak Çekirdek Eyalet Standartları,öğrencileri kariyere hazır hale getirmeyi amaçlıyor ve ABD Eğitim Bakanlığı ise görevini öğrencileri, küresel rekabet gücü için hazırlamak olarak açıklıyor.

            Peki, bu tip bir başarı anlayışı mutluluğu getirir mi? Bazı çalışmalar, çocukluk dönemi duygusal sağlığı ve nazik-yardımsever davranışın -mutluluğu getiren iki temel unsur- yetişkinlik döneminde yaşamsal memnuniyeti sağlayan en önemli göstergeleri olarak açıklıyor.  Peki, en az öneme sahip gösterge nedir? Akademik başarı.

            Elbette, bir iş sahibi olmak yetişkinlik döneminin en büyük ve en önemli kısmını oluşturuyor. Fakat yetişkin olan herkes bilir ki, hayatta çalışmaktan fazlası -çok daha fazlası var. Bilim insanları, pozitif duygular deneyimlemenin ve hem işimiz hem de kişisel hayatımızda değer görmenin, kişisel mutluluğumuz için oldukça kritik bir noktada yer aldığını saptamışlardır.

Yani, bir durumu seçmek yerine –ya iş becerileri ya da mutluluk ve değer- her ikisini de öğrencilere öğrettiğimizde ne olur? Başka bir deyişle, gelecekteki yetkinliklerini geliştirme ile mutlu ve anlamlı hayatların bütünleştiği bir yaşam inşa etmeyi öğretirsek ne olur? Mutlu ve anlamlı hayatların oluşmasını sağlayacak becerilerin gelişmesine yönelik öğrencilere yardımcı olmanın önemi üzerine yapılan araştırma, eğitimciler için (ve karar vericiler için) en azından bu ihtimali ele almayı gerekli kılıyor. Peki, mutlu ve anlamlı bir hayat geliştirmeyi eğitim sürecinin içine nasıl yerleştirebiliriz? Hatta daha önemlisi, bunu nasıl öğretebiliriz?

Mutluluk, eğitim ile hangi noktada örtüşür?

            Önde gelen mutluluk araştırmacılarından Sonya Lyubomirsky, mutluluğu, kişinin hayatını iyi, anlamlı ve yaşamaya değer gördüğü bir duygu ile birleşen coşku, iç huzuru ve pozitif bir psikoloji deneyimi olarak tanımlıyor.

            Başka bir deyişle, mutlu hayatlar, pozitif duygular ile anlamlılığın birleşiminden oluşur – ki bunların ikisi de çocuğun öğrenme sürecine ve mutluluğuna önemli ölçüde katkı sunar.

            Duygular, öğrencinin motivasyonunu, dikkatini, sosyal işlevselliğini ve etik karar alma sürecini etkileyerek, eğitimde tamamlayıcı bir rol oynar. Örneğin, can sıkıntısı sadece çaba harcamayı azaltırken, öğrenmenin keyfi öğrenciyi daha çok çaba sarf etme yönünde motive eder.  Kaygı, öğrencinin problem çözme kabiliyetini azaltır, fakat umut ve öz saygı kişinin kendi kendine yetebilme becerisini artırabilir. Bu sebeple, güvenli ve şefkat dolu bir sınıf ortamı yaratmak ve ilgi çekici dersler tasarlamak ki bunların ikisi de öğrencilerde pozitif duyguları teşvik eder, öğretmenlerin gündeminde üst sırada yer almalıdır.

            Bir uyarı: Duygu araştırmacıları ifade etmektedir ki her daim pozitif duygular hissetmek amaç olmamalıdır; aksine bu, gerçek mutluğu ve olumlu psikolojiyi de azaltır. Ve belirli durumlarda, örneğin kaygı gibi negatif duygular, aslında öğrenciyi daha çok çalışmaya sevk edebilir.

            Bunun yerine, eğitimciler öğrencilerinin duygusal hayatlarını fark edebilmeli, duygusal hayatlarına saygı duyulduğunu hissettirmelidir ve onların tüm duyguları ile yoğun ve dengeli bir biçimde çalışmalarına yardımcı olmalıdır. Böylece, öğretmenler mutluluk için zemin yaratarak, öğrencilerin ruhsal sağlıklarının gelişmesine yardımcı olurlar.

Pozitif duygulara ek olarak, mutluluk anlam duygusu ile de ilintilidir ki bu hayatlarımızı ve deneyimlerimizi anlaşılabilir yapar ve üzerinde durmaya değer hale getirir. Öğrenciler, sıklıkla okulda öğrendiklerinin hayatlarıyla ilgisiz olduğundan yakınırlar ki bu onların okul ile bağlarının kopmasına yol açabilir.

            Ancak araştırmacıların tespitlerine göre; okul ödevleri ile gelecek iş hedefleri arasında ilişki kurabilen öğrenciler, öğrendiklerinden daha fazla anlam buluyorlar – ancak bir şartla: hedefleri, kendilerinin yanısıra başkalarına da fayda sağlamalı ve para kazanma odaklı olmamalı. Bu, farklı sosyo-ekonomik ve etnik çizgiler üzerinden doğruluğunu sürdüren bir sonuçtur. Başka bir deyişle, para ve kariyere çok fazla odaklanmak, anlamsızlık duygusunun doğmasına yol açar.

            Araştırmalar ayrıca bu tip toplum yanlısı bir inanış belirlemiş kişilerin, daha çok mutluluk deneyimlediklerini, meşakkatli akademik görevlerde daha azimli olduklarını ve üniversitede işlerin çok daha yolunda gittiğinin mümkün olduğunu gösteriyor. Bununla birlikte, bu tip bir yaşam anlayışına ilişkin öğrencilerini destekleyen öğretmenler, yine, mutlu ve anlamlı hayatların temelini oluşturuyorlar.

Ancak, mutluluğu öğretebilir misiniz?

Öğrencilerine mutlu ve anlamlı hayatlar geliştirme konusunda yardımcı olmak isteyen öğretmenler için bu, öğretim müfredatını ve nasıl öğretmek gerektiğini tamamen gözden geçirmek anlamına mı gelir?

Kesinlikle değil. Aslında, sosyal-duygusal öğrenme ve bilinçli farkındalığı sınıflarına dâhil edebilmiş öğretmenler, öğrencilerinin ruhsal sağlıkları ve toplum yanlısı becerilerinin gelişmesine yardımcı olarak onların mutluluk ve anlam duygusu geliştirmelerini sağlıyor.

Fakat öğrencilerinin daha fazla mutluluk ve anlam duygusu geliştirmelerini sağlayacak becerileri onlara kazandırmanın ince nüansları bulunmaktadır.

  1. 1.     Sosyal-duygusal öğrenme ve bilinçli farkındalığı her dersin bir parçası haline getirin.

Düşündüğünüz zaman, hayat düzenli bir şekilde zamanı 50 dakika akademik içerik, sonraki 20 dakika mutluluk becerileri (sosyal-duygusal öğrenme ve bilinçli farkındalık gibi) olarak bölmez. Bunun yerine hayat, başkalarıyla ve dürüst biçimde kendimizle iyi geçinmenin bir aracı olarak bizden alan bilgisi, aynı zamanda da uygulama yeteneği ister.

Sosyal-duygusal öğrenmeyi kendi alanlarına doğrudan entegre etmiş öğretmenler, öğrencilerinin sosyal ve duygusal becerilerini, onların günlük hayatları ile ilişkilendirerek, öğrencilerinin bu anlamda gelişme göstermelerine yardımcı olurlar. Sosyal-duygusal öğrenme ve bilinçli farkındalığı güne dâhil etmek karmaşık olmadığı gibi, çok fazla zaman da gerektirmez.

Örneğin,

  • Zor bir matematik kavramını göstermeden önce, öğrencilere, eğer hayal kırıklığı hissetmeye başladılarsa, vazgeçmek yerine, onlara sakin kalmalarını ve hazır konuya odaklanmalarını sağlamak için diyafram nefesi almalarını hatırlatabilirsiniz.
  • Öğrencilere, metnin içindeki bir karakterin nasıl hissedebileceğini ele alabileceklerine izin veren kitaplar seçin. Karakterin yaptığı seçimleri öğrencilerinizin keşfetmesini sağlayın ve karakterin neden o seçimleri yaptığıyla ilgili olarak anlamalarına ve empati kurmaya çalışmalarına izin verin.
  • Kendini hiçbir şeye veremeyen bir ‘meşguliyet’ hali yerine, hayata sakinlik ve odaklanma ile yaklaşmanın değerini öğrenmeleri için, güne başlarken ve gün bitiminde iki dakikanızı bilinçli farkındalık pratiğine ayırın.

 

  1. 2.     Öğrencilerin problemleri çözerek halletmelerine izin verin.

Sadece iyi anlaştığımız insanlarla çalışsaydık, her şey ne kadar harika olurdu, hayal edin... Fakat hayat böyle değil.

Öğretmenlerin, öğrencilere mutluluk ve anlam duygularını geliştirmeye yardımcı olmak için yapabilecekleri en önemli şeylerden biri, onlara sosyal yetilerini sorgulayan başka öğrenciler ile çalışmaları için fırsat vermektir. Böylece, öğrenciler mutluluğu geliştiren niteliklerin tüm ayrıntılarını ( merhamet, nezaket ve bağışlama) öğrenirler.

İşbirliği içinde olan gruplar çaba sarf ediyorken, öğretmenler için geride durmak ve dikkatle gözlemlemek zor olabilir. Bazen, tüm bu durumdan kaçınarak, öğretmenler birbirleriyle iyi geçinen öğrenciler oluşsun diye çalışma grupları tertip ederler -ya da işbirliğine dayalı öğrenme yaklaşımını reddederler. Fakat eğitimciler, öğrencilerin hatalı davranışlar yaptığında ortaya çıkan karmaşadan kaygılanmak yerine; bu altın anları kucaklamalıdır çünkü bu anlar, öğrencilerin gerçekten öğrenebildiği anlardır.

Pozitif ilişkiler inşa etmeleri için gereken strateji ve becerileri geliştirmek için, yanlışlarından öğrenme şansına ihtiyaç duyarlar. Birçok sosyal-duygusal öğrenme programı, çatışmaları çözme becerisi kazandırır ve kızgınlık duygusu uyarıldığında, bunun farkında olmalarını sağlar ve daha nazik ve yardımsever biçimde karşılık vermeyi öğretir.

            Akademik alanda içerikte şunu söyleyerek derse başlayabiliriz, “Biliyorum ki, bazılarımız birlikte çalışma konusunda mücadele etmekte. Peki, birlikte çalışmayı daha pürüzsüz hale getirmek için bugün ne yapabiliriz? Oluşturmamız gereken temel kurallar nedir? İşler zorlaştığında elimizde hangi araçlar var?” Ve ders sonrasında, neyin işe yarayıp yaramadığı üzerine dikkatlice düşünün. Birlikte çalışan öğrencileri her defasında yeniden değerlendiren ve geliştiren bir liste yapın.

  1. 3.     Derinlemesine düşünme için zaman yaratın.

Derinlemesine düşünme, hayatlarımızda anlam yaratmayı sağlar. Başkaları ya da kendimizle ilgili düşüncelerimiz, dünya görüşümüz ve düşüncemizin nasıl değiştiğini sorarak yaptıklarımıza insani bir yön getirmeyi sağlar. 

Öğrencilerine öğrendikleri ve deneyimledikleri üzerine düşünme için zaman tanıyan öğretmenler -hem içeriden hem dışarıdan- öğrencilerin yaşamları ile bağdaşan bir eğitim müfredatı oluşturmaya yardımcı olur. Sadece alan bilgisi öğrenmekle kalmayıp, ayrıca birbiriyle ilişki içinde olmayı, empati kurabilmeyi ve hem kendi hem de başkalarının ihtiyaçlarını anlamayı öğrenirler.  Başka bir deyişle, mutlu ve anlamlı bir hayat yaşamanın ne demek olduğunun temelini öğrenirler.

Sonuç olarak, kendimize “Tam anlamıyla ne için eğitim veriyoruz?” sorusunu sormalıyız. Toplum zamanla dönüşüm yaşadığından ve biz insan olarak kim olduğumuza dair daha derin bir anlayış geliştirdiğimizden; bu sorunun cevabı değişecektir. Mesleki yeteneklerimiz için eğitilmek artık yeterli değil -çünkü hayatımızı nasıl sürdürdüğümüz gerçekten önem arz ediyor.

 

Kaynak:

http://greatergood.berkeley.edu/article/item/should_student_success_include_happiness


Adnan Saygun Caddesi , Vişne Çıkmazı Sokak, Gündeş Sitesi Pelin Apt. B Blok, No:7 D:7 Kat:3, Ulus / Beşiktaş / İSTANBUL
+90 212 257 04 05   |   +90 543 224 57 25   |   iz@izlearningcenter.com