Google Ofislerindeki Zaman Uygulamasını Okullara Getirmek

Aslında yaptığı şeyi pek sevmeyen ve iş hayatını ve günlük hayatını öylesine, fazla çaba göstermeden sürdüren bir yetişkinle tanıştınız mı hiç? Sürekli şikayet eden, dünyadaki herhangi bir şeye karşı görünür hiçbir tutku duymayan erkeklerle ve kadınlarla konuştunuz mu? Eminim tıpkı benim gibi siz de böyle insanlarla tanışmışsınızdır. Ben, bu insanların dünyanın pek çok yerindeki okullarda nasıl bu hale getirildiklerini de gördüm: Sürekli olarak bir sonraki teste, ödeve ya da sınıf düzeyine “hazırlanan” öğrenciler… Ve mezuniyetten sonra hayatta gerçekten ne yapmak istediklerini ve neye karşı bir istek duyduklarını bilmediklerini fark eden öğrenciler… Bunlar aynı zamanda okulda ne istediklerini öğrenmelerine asla izin verilmemiş öğrencilerdi. “Onlar için en iyisi” olduğuna inandığımız bir müfredat yolundan gitmeye zorlanırken, sonunda bunun aslında onlara çok az seçim hakkı sunan bir yol olduğunu keşfediyorladı.

“Zamanın Yüzde 20′si” Uygulaması Nedir?

“Zamanın yüzde 20′si” uygulaması, Google’ın kendi çalışanlarına uyguladığı çalışma politikalarının bir parçası. Bu uygulamaya göre Google çalışanları, mesai saatlerinin yüzde 20′sini mevcut projelerinin dışında, kendi istedikleri ve ilgi duydukları başka bir şey üzerinde çalışmak ve inovasyon yapmak için kullanıyorlar. Bu uygulama iş yerlerinde çok başarılı oldu. Artık eğitimde ve okullarda da büyük başarılar elde ettiğini söyleyebiliriz.

Okullarda “zamanın yüzde 20′si” uygulaması ile öğrenciler kendi sınıf düzeylerine yönelik bütün standartları ve becerileri yakalarken bir taraftan da kendi projelerini ve öğrenme çıktılarını seçme şansı bulurlar. Hatta bu öğrenciler genellikle standartlarının üzerine çıkmayı ve ötesine geçmeyi başarırken, müfredatın izin verdiğinden çok daha derin bir bilgi birikimine ulaşırlar.

“Zamanın yüzde 20′si” uygulaması ile öğrencilere öğrenme ile ilgili bir hedef ve tutkuları ve ilgi alanlarına yönelik bir “kanal” vererek eğitimin (hatta toplumun) en büyük problemlerinden birini çözebiliriz. Anaokuluna başladığımız dönemden okuldan mezun olduğumuz döneme kadar okulda toplam 14,256 saatimizi geçiriyoruz. Eğer kendi eğitimlerinde biraz olsun seçim yapabilmeleri için öğrencilere zaman yaratamıyorsak, bütün bu saatler boyunca ne yapıyoruz peki? Eğitimde “zamanın yüzde 20′si” uygulamasının okullar için iyi olabileceğini düşünen pek çok eğitimci var. Bu uygulamanın eğitimin tüm “paydaşlarına” ne tür faydalar sağlayacağını şöyle özetleyebilirim:

Öğrenciler

Her şey öğrencilerle başlıyor. Onlar bizim öğretmenlik yapma sebebimiz. Onlar bizim dünyamızın geleceği. Kızım dört yaşında ve yakında devlet okulu sistemimize dahil olacak. Her öğrencinin keşfetme, analiz etme ve kendisine özgü projeler yaratma fırsatları bulabildiği bir jenerasyon olmalarını diliyorum. Bir edebiyat eseri hakkında çoktan seçmeli bir teste girmek yerine, neden kızım o hikayedeki ana temayı detaylarıyla anlatan bir yazı yazmasın, başka öğrencilerle işbirliği yapmasın, şarkı söylemesin ya da şarkı bestelemesin ki? “Zamanın yüzde 20′si” ile öğrencilerimizin kendi öğrenme yolculukları üzerinde söz sahibi olmalarını sağlıyoruz. Ayrıca, belki de kendi müfredatımızda sadece hızlıca göz attığımız bazı konular hakkında daha derinlemesine bilgi edinmelerine izin veriyoruz.

Öğretmenler

Çok zor ama insanı inanılmaz derecede ödüllendiren bir işimiz var. Harika öğretmenler ilham verir ve fark yaratır, ama harika sınıflar öğrencilerin birbirlerine ilham vermesini sağlar. Hayatımda öğrencilerimden “zamanın yüzde 20′si’” uygulamasını yaptığım dönemdeki kadar iyi tepkiler almadım. Sınıfımız birlik oldu ve herkes birbirinin gerçek ilgilerini ve tutkularını keşfetti.

Hep birlikte hata yapma korkusunun üstesinden geldik. Sunumlar sırasında birbirimiz için tezahüratlarda bulunduk. İşler planlandığı gibi gitmediğinde ise birbirimize destek olduk. Standartlar, beceriler ve öğrenme hedefleri hakkında konuşmalar yaptık. “zamanın yüzde 20′si” uygulamasını kullanmak “testlerin ötesinde” bir öğretmenlik yapmamı sağladı. Ve öğrencilerim nihayet öğrenmenin okulla başlamadığını ve bitmediğini anladılar.

Ebeveynler

Çocuklarımızla okul hakkında sohbet etmek istediğimizde hepimizin kullandığı başlangıç sorularından biri de şudur: “Bugün okulda ne yaptınız?” “Zamanın yüzde 20′si” projeleriyle bu sorunun bir cevabı olacak ve çocuğunuzla okul hakkında gerçek bir sohbet yapabileceksiniz! Geçen hafta kendisi de bir ilkokul öğretmeni olan bir veliyle kızının bu uygulamada yaşadığı deneyimler hakkında konuştum. Bana şöyle dedi: “Kızımın tasarımı ve moda dergilerini çok sevdiğini hep biliyordum. Ama hangi kız çocuğu sevmez ki? Eve kendi kıyafetlerini tasarlayarak ve yaparak geldiğinde şok geçirdim. Kıyafet modellerini almak için onunla birlikte mağazaya gittim, dikiş dikmesine yardım ettim ve hatta birkaç kıyafet de ben yaptım!” Çocuklarımızın başarılı olmalarını istiyoruz. Ve bunu bazen bir testten aldıkları yüksek puanlarla bir tutuyoruz. Ancak “zamanın yüzde 20′si” uygulamasının yaptığı şey, başarıyı somut ve elle tutulur bir hale getirmek. Bu uygulama öğrencilerin gizli tutkularını yüzeye çıkarıyor ve hayatlarındaki amaçla ilgili yaptıkları konuşmalara canlılık katıyor.

Okul Yöneticileri

Gidin ve proje sunumlarını seyredin. Bir onuncu sınıf öğrencisinin bir etobur bitkiyi klonlamaya çalışmasını ya da bir dokuzuncu sınıf öğrencisinin işitme engelli kuzeniyle iletişim kurmak için işaret dilini öğrenmesini ya da bir dördüncü sınıf öğrencisinin kendi filmini yapmasını gördüğünüzde, bu uygulamanın ne kadar etkileyici olduğunu anlayacaksınız.

Bazen yöneticiler olarak sayıların  içinde (test puanları, mezuniyet oranları gibi) kaybolup gidebiliyoruz. Ancak “zamanın yüzde 20′si” gibi uygulamalar bize neden eğitim işine girdiğimizi tekrar hatırlatıyor: Fark yaratmak için.

Çalıştığım okuldaki müdürüm bana öğrencilerin sunumlarının şimdiye kadar gördüğü en iyi sunumlar olduğunu söyledi. Bunun sebebinin sadece içerik değil, öğrencilerin kendi çalışmalarına duydukları inanç olduğunu ekledi. Bir okul yöneticisi olarak öğrencilerinizin ve öğretmenlerinizin bu tür araştırma tabanlı projelerini destekleyerek gurur duygusunu hep birlikte yaşayın.

Araştırmalar bu tür deneye dayalı öğrenmenin faydalarını destekliyor, ancak bu projeler araştırmaların gösteremediği bir şeyi ortaya çıkarıyor: Öğrencilerimizin tutkularını ve amaçlarını!

 Bu yazı EĞİTİMPEDİA da İZ KOÇLUK tarafından desteklenerek hazırlanmıştır.

Kaynak: http://www.edutopia.org/blog/20-percent-time-a-j-juliani


Adnan Saygun Caddesi , Vişne Çıkmazı Sokak, Gündeş Sitesi Pelin Apt. B Blok, No:7 D:7 Kat:3, Ulus / Beşiktaş / İSTANBUL
+90 212 257 04 05   |   +90 543 224 57 25   |   iz@izlearningcenter.com