ANNE BEYNİMLE KONUŞUR MUSUN LÜTFEN?

Tam olarak ne hissettiğimi anlayamıyordum. Tek bildiğim kalbimin deli gibi çarptığı ve ölecekmişim gibi hissetmemdi. Korku ile gecenin bir yarısı annemlerin odasına daldım ve “Kalbim çok çarpıyor iyi değilim“ dedim. Babam doktor olduğu için kısa bir kontrol sonrası bir şeyimin olmadığını söyledi. Ama bu his beni sık sık yoklamaya devam etti. Sürekli vücudumda hastalık arıyordum. Tüm bunları ortaokul son ve lisenin ilk yıllarında yaşadım. Yani o çok meşhur dönem olan “ergenlik” döneminde. Zamanla bu duygularım yatıştı ve sıkıntılı süreci ailemin de desteğiyle atlattım.
Yukarıda anlattıklarımdan yıllar sonra, eşim ve 13 yaşındaki kızımla bir yaz tatiline başlamadan önce bu kez kızım sürekli karın ağrısı ve iç sıkıntılarından şikayet etmeye başladı. Konuşmalarımız bir yere kadar rahatlatsa da süreç her seferinde başa sarıyordu. Son olarak tatile çıkacağımız gün yolculuğumuza hastanenin acil servisinde başladık. Tahmin edebileceğiniz gibi basit bir gaz sıkıntısından başka patolojik hiçbir sorun yoktu. Bu rahatlıkla tatilimize devam ettik. Ama çok sürmeden şikayetler yeniden başladı. Tatil dönüşü soluğu yine doktorda aldık. Hiçbir şey olmadığını kendimize ve kızıma anlatsak da yine de emin olmak istedik. Doktorumuz kızımın tamamen gelişme çağı ve ergenlik kaynaklı bir stres topunun içinde olduğunu bize anlattı. Bu yaşlarda bu durumla sıklıkla karşılaştıklarını da belirtti. Bunu duyunca uzun zamandır yaşadığım hatıralarıma geri dönüşlerin boşuna olmadığını anladım. Bundan sonrası bizim için daha kolaydı.
Eminim bu satırları okuduğunda benzer sıkıntıları yaşayanlar kendilerini bulacaklardır. Peki bunu her ergen yaşar mı? Erken gençlik döneminde fiziksel değişimler çocuklarımızda birinci sarsıcı değişim. Bu değişimi anlamaya çalışan genç yetişkin adayımız, tüm bunları sorgularken psikosomatik olarak kendine hastalıklar da üretir. Hiçbir şey olmasa da iç sıkıntısı ve hayattan memnun olmama durumuyla boğuşup durur. Zihninde olmayanları varmış gibi yaşar. Beyninin onun kafa karışıklığından faydalanıp oyunlar oynadığını anlayamaz.
İşte tam da bu anlarda sizin desteğinize ihtiyaç duyarlar. Tüm bu sıkıntıları yaşarken sizi acil servis olarak görürler. Endişelenmeye gerek yok. Kendiniz ve çocuğunuzu rahatlatmak için öncelikle aile doktorunuzdan görüş alabilirsiniz. Sonrası sizin artık süreci paniklemeden, anlamaya çalışarak, kendi yaşanmışlıklarınızdan destek alarak ve en önemlisi aile birliği oluşturarak çocuğunuza yaklaşmanız olacaktır. Ne kadar sakin olursanız o kadar rahatlayacak, ne kadar dinlerseniz o kadar çok paylaşacaktır. Sıkıntısını yok saymak yerine onu ciddiye aldığınızı ve destek olacağınızı hissettirmek çocuğunuz için o kadar kıymetlidir ki.
Peki biz ne yaptık? Hikayeleri çok seven bir kızımız var. O nedenle biz de karın ağrılarını hikayeleştirdik. Ne zaman karnı ağrısa, “Anne şu karnı ağrıyan kızın hikayesini anlatır mısın?” diye destek istedi. Çünkü bu kızımın kendini rahatlatmak için seçtiği oyundu. “Bazen hiçbir şeyimiz olmadığı halde beynimiz bizi kandırır“ dediğimiz için, şimdi ne zaman kendini iyi hissetmese “Anne beynimle konuşur musun lütfen” diyor. Üstesinden gelemediği bu durumlarda kızımın can simidi bu cümle. Üstesinden gelemediği durumlarda çocuklarınız için can simitlerinizi siz de aile içi iletişim kodlarınıza göre oluşturabilirsiniz. Bu bir hikaye olabilir, şarkı söylemek, dans etmek olabilir. Bir olumsuzluğu gidermek adına yapacağınız bu aktiviteler aile içi iletişiminizin de gelişmesine olumlu katkı sağlayacaktır.

Yeşim ERDOĞAN
Profesyonel K


Adnan Saygun Caddesi , Vişne Çıkmazı Sokak, Gündeş Sitesi Pelin Apt. B Blok, No:7 D:7 Kat:3, Ulus / Beşiktaş / İSTANBUL
+90 212 257 04 05   |   +90 543 224 57 25   |   iz@izlearningcenter.com